Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

Demirhane bacası ki
yağmurda ümitsiz ve müntekim
dururdu.
Ve rüzgâr ki kendini
kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu.
Ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken,
sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına,
ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak,
insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları
derin uykulardayken
bir zemin katında bir çocuk doğdu.
Yıldızlar teker teker
deste deste yandılar.
Yıldızlar, onun çocuk gözleri gibi aydınlık
ferah veren
kerim olandılar...
Demirhane bacası
ışıyıp gülümsedi,
dedi :
« - Zemin katında doğan bil ki o dur.
Rehber ve delil ki o dur.
Fikri derin, şefkati gani, gazabı yamandır,
âletsizlerin oğlu,
âletsizlere âlet verecek olandır.
O, onların içinde, onların önünde o,
matem gecesinde, kavga yerinde, bayram gününde o.
Ve o her yanından ana kucağı gibi
saracaktır onları.
Ona ram olacak dört kadim unsur :
âteş ve toprak, rüzgâr ve yağmur.
Ve körler hikâyesinin son babını
o, tekmil ettirecektir.
Yazacaktır insanoğlu öz kitabını
bilerek
isteyerek.»

Sustu demirhane bacası.
Söküyor şafak.

Nazım Hikmet Ran

Şiiri puanlayın
Hiç kimse puan vermemiş.
İlk puanı siz verin!
İstatistikler
Toplam Üye 53022
En Yeni 5 Üye
53022 efecan45li
53021 simarsra
53020 ahmetkerem
53019 Karozan
53018 beatnik_girl
Şair Şiir
Sizden Gelenler 4259 29210
Ustalar 491 8422
Toplam 491 8422
Onay Bekleyen 18
Son eklenen Şiirler.
Bizi Facebook' ta beğenin
Bizi Twitter' da takip edin