Şiir   Şiir Falı   En İyiler   Kitaplar   Forum   Reklam  Yeniler  Videolar (Yeni)   İletişim
            



  Sponsor Linkler

    Masallar

   

  Bu Şairleri Okudunuz mu?

  Nazım Hikmet Şiirleri
  Can Yücel Şiirleri
 
 

 

 

Şiirler

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Şairler

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Sizler

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z


Nazım'dan Ve Cendrars'dan Sonra

Geceyarısı geçen güzden kalma birkaç yaprak kırk yıllık kahve
  renkli bahçeler ve bir mimibüste
Kartaldan eminönüne giderken uyumuş titreyen bir çırak
Karanlık denizi köpürten dalgaları yararak çook gizli bir yere
  giden tenha bir üsküdar alanı gemisiyle
  bu yolculuğa başladım senden ayrılınca

Balığın karnında yunus bir kumul masalı anlatmaya
  başlarken solgun belleğinde
Söğütler ve leylak ve kara lale soğanı çorbasıyla
  işe koyulan balıkçıların ilk çektikleri ağa
  takılan dülger balığı gibi çirkin ve şaşkın ve öfkeli
Yaralı bir arap kısrağı gibi bekleyerek ensemde yağlı kurşunu
  alanın güvertesinde öylece
  kaptan miyim kürek mi bilmeden duruyorum

Bekçiler görünmez oldu çırak çocuklar ve köpekler
  gizlendiler kuytu köşelere
Büyük ve paranoyak kaya devinin geniş çeneleri
  boğazından soğuk sular akıtarak çarpıyor
  birbirine ve karşı kıyıda duran solgun sevgilimin
  saçlarına kül bana ateş savuruyor
Bütün ölü şeyler yangın yerleri eski savaşlar ve ne yapsam
  geçip gidiyor ayrılığın günleri

Nereden çöküyor bu sis karadenizinin sularını akdenizin kuytu
  ve narların portakallara karıştığı derin koylarına ulaştırıyor
Nereden başladı bu hüzün güz yapraklarını taa nisan günlerine
  eşiklere rıhtımlara sürükleyip
  yeniden çamura bulaştırıyor
Alanya kalesinde uçuruma yakın doğan kara saçlı bir oğlanın
  kara keçi pöstekisinde kabaran bir kedi dili gibi diklenerek attığı
Beyaz niyet çakıllarıyla denizin dibinde yuvarlanan binlerce milyonlarca
  büyük ve mermer güllenin uğultusu ters akıntılarla
  üsküdarın karanlık sularına nasıl geliyor?

Alanya'da doğdum babam hakimdi
  düzlüğe, kız kaçıranlara, denizin yakın sularına geceleri
  koyunların çene kemiklerinden çift hörgüçlü develer yapıp ablamın
  ağzını büyük bir çuvaldızla diken ve bana
  korkulu masallar anlatan sırmalı nineye
O günlerden kaldı kulağımda "yeni kesilmiş" nar
     çiçeği ve portakal yapraklarının sesi
Ve yaşamımdan hiç eskilmeyen uçsuz deniz duygusu
İki jandarma belirdi alanda, kaptan köprüsünde dolaşıyor
  hergele bir ekip otosunun homurtusu
Sonra iki daha ve üç daha ve dört
  acı bir hınç rüzgarı kasıp kavuruyor içimi
Yapraklar savuruyor derin ve çamurlu bir kuyuya
Üstüne müsteşarların kapıcıların şoförlerin
  yarasa gibi dolaşan ozanların çocukluk anılarımın
  kocalarının dizi dibinde kadınların perşembe tacirlerinin puştların
  ve alanda kurumuş bir zakkum ağacı gibi duran benim üstume
Bir yere gidiyor bu bozkır gemisi ardında kuyunun çevrintisini bırakıp
  ve senden uzaklaşıp sürekli
Atlasam karanlık bir deniz

Hep giden bir bozkır gemisiydi antep, yelkenlerini sam yeli
  yapraklardı
Boz abalı köylüler geçerken develerle kapımızdan
Önünde bir yasemin ağacıyla korunan karanlık ve kör mutfağın
  geniş taş döşemelerinde bir kurbağanın
  küflü ve güherçileli duvardan korkusunu
  uzun bir çocukluğun tek düşü olarak yazdım
  çiçekli sayfalarında şiirler bulunan bir deftere
O defter araştanın ortasında elinde zindiyan asasıyla
  geçmişimize geleceğimize söven bir dilenciden
  kaçarken tekke istiklal ilkokulunun yosunlu havuzuna
  kücük bir kağıttan kayık olup battı
Beni o gün olağanüstü öğrenciler tahtasına çaktı
  kurutma baskısıyla hocam Ali Rıza

Saat iki. Genel iş üyesi ve bıçkın şöförüyle bir otobüs
  ışıklarını bir erken vapur gibi yakarak ve harmanlayıp
  gecikmiş sarhoşlarla erken işçileri yola koyuldu
Bomboş alanda sıkıntıyla hatirladığım öğrencilik yıllarının
  kapısı zor kapanan kırmızı tramvayında
  balık istifi duruyorum sanki ayakta kızgın sıkışık
Oysa yapayalnızım ve ellerinde kovalar, sopalar ve zamklarla
uzun bacaklı yabancı kuşlar gibi gölgeleri geçen öğrenciler duvara
  bir anıyı çiziyorlar: Yarın...

Kuru ve beyaz çakıllarla döşeli dere yataklarından
  geçerdim yağız parlak sağrılı bir atla
Postalıma takılı bir devedikeni, şebboy kokusuyla havada
  derinlere kırmızı çiçekler çizen arıkuşları ve Lorca
Aklımda safonun küçük memeleri saçım ateş gibi ve saman
  kokusunu uzak kentlere kadar uçuran rüzgar
Bütün bir yaz bekleyerek sevgilimi göreceğim günü
  gene aşk şiirleri yazardım dalgın bakarak kağıtların
  denizinde yürüyen şiir gemisine o yıllarda
  fransızca öğrendim ve Hafızdan okumak için biraz farsça

Ay battı dindi fırtına iskele ışığı sabaha karşının kör sisine
  bulanmış görünmüyor ortalık sessiz jandarmalar
  potinlerini sürüyerek çekip gittiler köfteciler sarhoşlar sabahcılar
Kimse yok ortalıkta şimdi sen uyuyorsun bir çocuk gibi gülümseyerek
  korkularını çoğaltan düşlere bakıp
  yanımda ufacık ve gülünç bir seyis sırıtarak
  atasözleri söylüyor; demir tavında dövülür
Herkes uyuyor gümüş saplı bir bıçak... boşver o da olsun
Yüreğime saplanarak taa derinlerden ve aynı soruyla kıvrılarak
  acıtıyor kararan yüzümü "niçin?" anamın çini bir sandukadan
  çıkarıp şimdi bir bir bavuluma doldurduğu
  zakkum ve ateş ütüsüyle kırıştırılmış
İlk gençlik anılarını yırtan boynuz saplı bir bıçak
  gölgeye düştü artık hiç titremeyen dünyamızı
  tam ortasından acımasız ikiye ayırarak

Veznecilere abanoz sokağı arasındaki uzun kanalı bir laz
  arkadaşımın tekleyen motoruyla günaşırı
  geçiyor ve sakız çiğneyen ve bana kocam demeyi seven
Ve adı kadriye miydi? göbeğinin altında uzun bıçak iziyle
  orospu sevgilime ulaştırıyordum tramvay durakları arabın
  kahvesi palamut tava şiirler ve polislerle
  vuruşurken ölen genç arkadaşlarım ıhlamur ağaçları

Gölgeleri sahaflar ve asaf halet'in kaldırımlara düşmüş büyük
  yazı defterleri gibi ucuza satılan gençlik yılları
O yıllarda öykülere başladım.

Sabah oluyor ölümle yaşamın
  gerçekle düşün geçmişle geleceğin birbirine karıştığı
Acının keskin düşüşün derin ölümün hazır olduğu saat
Uzun bir hesaplasmayı bitiriyorum sanırım
  üsküdar gemisi dar boğazın
  en sıkışık en dolaşık ağlarından geçıyor
Sırtımda dolu bir tabancanın horozu öttü ötecek
Ve kupkuru dereden bir yıldırım gibi geçen şimdi'nin atı
Artık düşle gereği iyice karıştırıyorum uyku
  ya da artık yüzünü bile unutmanın saati
Paris bir yılbaşı gecesi karların
  üstüne düşen aydınlık ve sisli
  katedralin karşısında oymalı tahta gaveau saydam bir konyak
Sonra yeniden gittim oraya eski kahvelerin
  yerinde yangın artıkları gibi çılgın
  ve amerikalı bir manyak
chaillot'nun delisi bayan meerson'in her geceyarisi
  lazare'ı ölü anılarından çıkararak helva yedirdiği
  müzeler ve yaşamıma görüntünün
  bitmez tükenmez şeridini sokan sinema paris

Üsküdar gemisi boğazdan çıktı seni düşünerek
  yazdığım bu şiir bitmek üzere
Filmin sonu buluşamadığimız günlerin
  ayların ikindi güneşinin sonu
Hesabı kapatan bir çizgi gibi
  karşı tepelerde ışıyan gün kırçıl bir kalabalık
Asker asker asker bugün kızıldere bin dokuz yüz yetmiş dokuzun
  bir nisan günü ve aslında çok uzun
  bir acının bir ayrılığın bir susuzlugun
Ardından ışıyan gün iskelede
  elele tutuşmuş bir delikanli bir kız
  günlük şeylerden konuşuyorlar derslerden vapurdan
  çok geciken devrimlerden ve yüzleri
Tertemiz deniz gibi aydınlık sakin ve onların
  serinliğinde yeniden başlıyor yaşantımız

Artık bu şiir bitti, sanırım

Kaynak: Pera'lı Bir Aşk İçin Divan
Eklenme Tarihi: 16.10.1999

Onat Kutlar

Puan: 0/0 Oy
Şiire puan vermek için:
Aşağıdaki kodu sağındaki kutuya girip, puanınızı seçin ve Gönder butonunu tıklayın.
c47    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Arkadaşına Gönder     Yazdır     Hata Bildir



UYARI: Sitede yer alan tüm şiirlerin telif hakları şairlerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.




 
 
Üye Girişi  
  Şifremi unuttum    • Üye olmak istiyorum


 
 
İstatistikler
Toplam Üye   53505
En Yeni 5 Üye
53505  cicekbal
53504  memox27
53503  HARRAN
53502  kekoaraz
53501  clemensu
Şair Şiir
Sizden
Gelenler
4324 30317
Ustalar 492 8991
Toplam 4816 39308
Onay
Bekleyen Şiir
  Yok


Son eklenen şiirler.

  
Şiir Falı   En İyiler   Kitaplar   Forum   Dostlar   Reklam  Yeniler  Mesaj Listeleri   İletişim